İ-deco Dekorasyon Fuarı
Yurtdışından ve yurtiçinden alım gücü yüksek tüketiciler, iç mimarlar, dekoratörler, tasarımcılar; mobilyadan aksesuvara, aydınlatmadan bahçe mobilyasına, dekorasyonla ilgili tüm özel tasarım ürünleri i-deco İstanbul’da bulabilecekler. Rosita Missoni, Christian Lacroix, Zaha Hadid, Paola Navone, Tom Dixon, Karim Rashid’in de aralarında bulunduğu 30 yabancı tasarımcı İstanbul’a gelecek. Arap ülkeleri ve Rusya’dan çok sayıda zengin alıcının davetli olduğu i-deco İstanbul’a Frame, Wallpaper, Living ETC, Interior Design, Elle Decor UK gibi dekorasyon dergilerinin editörleri de çağrıldı. Paris’teki Maison Obje ve Milano’daki Salone Internazionale Del Mobile gibi İstanbul’un da uluslararası bir dekorasyon fuarına sahip olması hedefleniyor. Hatta İstanbul dekorasyon ve tasarım dünyasının yeni başkenti olsun isteniyor. İ-deco’nun organizasyon komitesi Prof. Dr. Önder Küçükerman, Murat Patavi, Aziz Sarıyer, Seda Lafçı ve Sertaç Ersayın gibi işin duayenlerinden oluşuyor.
İ-DECO NE ANLAMA GELİYOR? İ NEYİ SİMGELİYOR?
İ-deco bir fuardan çok tasarımın en ön planda tutulduğu bir organizasyon. “İ” birden fazla değeri simgeliyor. Öncelikle İstanbul’u, sonra intelligence, inspiration, ideas, international kelimelerinin karşılığı olan yaratıcılık, ilham, fikir, uluslararası anlamlarını içeriyor. İ-deco’nun ismi ve logosu Murat Patavi tarafından yaratıldı.
İ-DECO’DA NE TÜR ETKİNLİKLER OLACAK?
Tasarım ağırlıklı lüks dekorasyon ürünlerinin sergileneceği i-deco’nun bir salonu, son trend enstalasyonlarının sergileneceği i-deas bölümü olarak ayrıldı. Fuarın kalbi diye nitelendirilen i-deas’da, yerli ve yabancı ünlü tasarımcıların eserleri, sıradışı konsept tasarımlar ve özel etkinlik alanları bulunuyor. Murat Patavi’nin küratörlüğünde düzenlenen i-deas salonu, dekorasyon dünyasının nabzını tutan tasarımcı ve iç mimarlara serbest çalışmalarını sergileyebilecekleri performans sahaları yaratacak. Sektörün önde gelen süreli yayınları ve kitaplarının yer aldığı, fuar girişi için özel olarak tasarlanan zengin bir kütüphane, ziyaretçileri karşılayacak. Tasarımcılar tarafından merakla beklenen, dünyaca ünlü tasarım dergisi Frame’in Türkiye’de yayınlanacak ilk sayısı; i-deco İstanbul’un fuar kataloğu ile birlikte mart ayında okuyucularla buluşacak. Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından düzenlenen “Ulusal Mobilya Tasarım Yarışması” sonucu ödül kazanan yarışmacıların tasarımlarının sergilenmesi, uluslararası tasarım süreçlerinin sanatsal bir şekilde aktarıldığı kısa filmlerin gösterimleri, seminerler ve workshoplar düzenlenecek. Avrupa Mobilya Üreticileri Federasyonu Başkanı Mr. Calixto Valenti ve yine Federasyonun Onursal Başkanı Rodrigo Rodriquez açılışta yer alacak ve “Made in İtaly” konulu bir seminer düzenleyecekler. Son olarak Paşabahçe sponsorluğunda cam koridorlar oluşturulacak.
http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=4985432
İ-DECO’YA KİMLER KATILACAK?
i-deco, 30 bin metrekarelik bir alanda düzenlenecek. Bu alan içerisinde 285 markadan özel tasarım mobilyalar, aydınlatma, dekoratif ürünler, mutfak ve banyo, ankastre ürünler ve beyaz eşya, zemin ve duvar kaplamaları, bahçe mobilyaları, ev tekstili ve dekoratif ürünler yer alacak. İ-deco İstanbul’u, 4 günde 15 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.
İ-DECO NEYİ HEDEFLİYOR?
Alışılmışın dışında A plus bir etkinliğin içerisinde iç mimarlar, dekoratörler ve tüketiciler aradıkları tüm özel tasarım ürünlerini bulsun istendi. Bugün bilinçlenen ev ve mekan sahipleri her ayrıntının düşünüldüğü, rahatlığın ve tasarımın ön planda tutulduğu ürünleri talep ediyorlar. Öncelikli amaç İstanbul’un dekorasyon ve tasarım alanında uluslararası bir buluşma noktası olmasını sağlamak.
BENİM İÇİN TİCARİ OLMAYAN YANI ÇEKİCİ
Murat Patavi (Republica Ajans Başkanı): Yeni fikirler, yeni ürünler ve yaratıcılığın ön planda olduğu fuar oluşumları dünyada çok önemli. Bu anlamda Paris’teki Maison Obje gibi ya da daha gelişmiş safhada Milano’daki Salone Internazionale Del Mobile gibi fuarcılığa yeni vizyon katan bir organizasyon, Türkiye’de ilk kez düzenleniyor. Tasarım coğrafyasında da Türkiye’nin adres olması adına, i-deco’nun gerek bireyler gerek profesyoneller için önemli bir kaynak olacağına inanıyorum. Logosunu ve adını yaratmaya başlarken hep üç sene sonrasını düşündüm. Her geçen sene beklentisini artıracak bir kurgu üzerine çalıştık. Ticari olmayan tarafı, yani yaratıcılığın çekiciliği benim için önemliydi. Bu çekim gücünün büyük bir katma değer olduğuna inanıyorum. Bu konuda i-deco sadece 6 -9 Mart tarihleri arasında kalmıyor. İ-deco, genç tasarımcılar arasında yaptığı yarışmalar, workshoplar, bölgede yaptığı paneller ve şehir içerisinde göreceğimiz enstalasyonlarla hep besleyecek yaratıcılığı. Eş zamanlı olarak dünya tasarım ve dekorasyon alanındaki güçlü isimleri İstanbul’da ağırlıyor olacak.”
KÜRESEL MEKAN YARIŞINA EV SAHİPLİĞİ
Prof. Önder Küçükerman (Haliç Üniversitesi Rektör Yardımcısı): Bu yıl, “i-deco 2008″ olarak simgeleştirilen “İstanbul Dekorasyon Fuarı”nın, gerek büyüklüğü, gerekse katılımcıların bu amaçla düzenleyeceği özel dekorasyon ortamı nedeni ile küresel anlamdaki mekán yarışına ev sahipliği yapacağına inanıyorum. Aslında i-deco ile, Türkiye’deki en başarılı dekorasyonları yapan ve özel mimari mekánları tasarlayanların, en uç noktalara ulaşabilen yaratıcılık yarışını destekleyecek ticari ortamın oluşmasına da katkı sağlamasını istiyoruz.
YENİLİKÇİ FİRMALAR İÇİN UYGUN PLATFORM
Eray Sertaç Ersayın (Endüstriyel tasarımcı, ETMK İstanbul Şb. YK Başkanı): Ülkemizin hak ettiği kalitede yeni bir tasarım fuarının eşiğinde olduğumuzu düşünüyorum. İ-deco, yaşam tarzlarımızın biçimini oluşturan, sosyal davranışlarımıza müdahale edebilen, hatta daha da ileri giderek yeni davranış ve yaşam formatı oluşturabilme kabiliyetindeki tasarımları bünyesinde sergileyecek. Özellikle ülkemiz ve yakın coğrafyayı da içine alarak büyüyüp gelişeceğine inandığım organizasyon, ev tekstilinden mobilyaya, beyaz eşyadan aydınlatmaya, seramikten yapı malzemelerine kadar geniş bir alanda yenilikçi firma ve ürünlerin kendilerini ifade etmesi için çok uygun bir platform olacak.
GENÇ TASARIMCILAR KENDİNİ GÖSTERECEK
Aziz Sarıyer (Tasarımcı): Dekorasyon ile tasarımının, uluslararası değerde tüketiciyle buluşmasını amaçlıyoruz. Dünya ve Türkiye’den profesyonel tasarımcıların ürünleri sergileneceği gibi genç tasarımcılara da kendilerini gösterme imkanı verilecek.
FUARCILIK AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR MİSYON
Seda Lafçı (Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Danışmanı): İ-deco, gerek kapsadığı sektörler, gerekse fuarcılık anlayışı açısından önemli bir misyon yükleniyor. Yeni eğilimler, yeni yetenekler, tasarım ve dekorasyon dünyasındaki gerçek referansları bir araya getiren bir vizyonu var. İlgili sektörler açısından bakıldığında, tasarım ilişkisi ve farklılaşmanın altını çizen bu yaklaşımı çok önemsiyorum. Tam bu nokta da ülkemizdeki fuarcılık sektörüne yeni bir soluk ve bakış açısı getiriyor.
Davet edilen yerli tasarımcı ve mimarlar
Ayşe Birsel, Defne Koz, Alev Ebuziya, Faruk Malhan, Aziz Sarıyer, Mahmut Anlar, Murat Tabanlıoğlu, Emre Arolat, Gökhan Avcıoğlu, Dara Kırmızıtoprak, Barbara Pensoy, İdil Dağlı, Eren Yorulmazer, Hakan Ezel, Zeynep Fadıllıoğlu.
Rainbow Plus Sistemi
Dünya seramik sektöründe tek çatı altında en büyük üretici olan Çanakkale Seramik&Kalebodur, zengin renk seçeneği ve farklı ebat-yüzey yapısı ile yeni modüler karo sistem serisi Rainbow Plus’ı pazara sundu.
Rainbow Plus serisi ürünlerinde, binlerce renk çeşidi ve uyumlu renk geçişleriyle yaratılan ahenk, nitelikli projelere anlam katacak özellikler taşıyor.
Renk ve boyut seçeneği ile benzersiz
Çanakkale Seramik&Kalebodur’un yeni karo seramik serisi Rainbow Plus sisteminde, 70’in üzerinde renk seçeneği bulunuyor. Boyut seçenekleri açısından da zengin olan seride, bütün boyutlar aynı zamanda modüler özellik taşıyor.
Bu sayede ürün serisi, kullanıcısına farklı renkler arasında geçiş ve kombinasyon yapabilme imkânı veriyor. 2,5×2,5 cm’den 30×30cm’e kadar farklı boyutlarda, yüksek kalitede ve esnekliğe sahip olarak üretilen modüler sistem serisi en etkili çözümleri arayan profesyonellere, aradıkları mimari alternatifleri sunuyor.
Rainbow Plus, dış duvar kaplamasından yüzme havuzları için kaydırmaz ürünlere kadar, özel teknik ya da mimari gereksinimleri çok güvenli biçimde gerçekleştiriyor. Ürün serisiyle beraber tasarlanan köşeler ve kenarlardan oluşan tamamlayıcı ürünler, tasarımlarıyla mekânın doğasına kusursuz uyumunu sağlıyor.
Antibakteriyel ve kolay temizlenebilir
Rainbow Plus sisteminin sağladığı diğer bir özellik de anti-bakteriyel ve kolay temizlenebilir olması. Opsiyonel olarak sunulan bu özelliklerden biri olan kolay temizlenme özelliği/easy clean, seramik yüzeyinde kullanılan suyun yüzeyden daha hızlı akmasını sağlıyor.
Bu özellik, ürünün dayanıklılığını artırırken yüzeylerin bakımını da kolaylaştırıyor. Anti-bakteriyel özellik, sağlığın çok daha önem kazandığı mekanlarda yüksek hijyen seviyesini koruyor.
Anti-bakteriyel yüzeyli seramikler, bakteri oluşumunu yüzde 99 azaltan sırla kaplanıyor. Rainbow ürün serisinde opsiyonel olarak sunulan sır kaplama özelliği sayesinde seramik karo yüzeyi 24 saat süresince bakterileri barındırmıyor.
Serinin, mat, parlak ve kaydırmaz/anti-slip yüzey seçenekleri bulunuyor. Farklı boyut seçenekleri, seramiklerin hem duvarda hem de zeminde kolayca döşenmesini sağlıyor.
Seramikler porselen bazlı olduğu için de dış mekânların kaplamasına son derece uygun. Su emme derecesi %0,5’in altında olması nedeniyle de Kaleseramik’in bu yeni ürün serisi dona karşı dayanıklı.
Seride tüm ebatlar 6 mm kalınlığında ve sadece 30×30 ebadı 7.8 mm olarak üretiliyor. Bütün mozaik ürünler, 30×30cm’lik arkadan uygulanmış plastik file taşıyor. Bu özelliği de yeni serinin dış mekân kullanımında verimlilik, uygulamada ise kolaylık getiriyor.
Binlerce renk seçeneği yaratabilirsiniz
Dekorasyonda renk kullanımı, gelişen ve değişen modern hayat ile birlikte her geçen gün yenileniyor. Çanakkale Seramik&Kalebodur da bu yenilenme sürecinde tüketici memnuniyetini artırmak amacıyla renk skalasını genişletiyor.
Rainbow Plus sistem serisinde renklerin, evrensel bir renk sistemi olan RAL karşılıkları bulunuyor. RAL Sistemi; tekstil, mimarlık ve dekorasyon alanlarında, renkleri seçmek, belirlemek, denetlemek ve ifade etmek için kullanılan küresel bir sistem ve dekorasyonda tasarımcıya farklı malzeme renkleriyle bir dil birliği oluşturma imkanı veriyor.
Bu sistemle aynı renkler farklı boyutlarda kullanılabiliyor ya da farklı renkler ile etkili kombinasyonlar yaratılabiliyor. Sistemde her renk, 3 sayısal grup tarafından temsil ediliyor. H grubu, ton ya da renk ailesini, L grubu açıklık derecesini, C grubu ise, rengin koyuluğunu ya da yoğunluğunu belirtiyor.
Rainbow Plus karo seramik ürün serisinde ayrıca renk uyum grupları oluşturulabiliyor. Bu uygulama sayesinde, etkili renk geçişleriyle mekanlar, aynı renk ailesinden ton-sur-ton olarak kullanılabileceği gibi, farklı kontrast renklerle uyumlu şekilde kullanılabiliyor. Mekanların döşenmesinde renk kombinasyonlarının yaratılması için büyük kolaylık sağlayan bu uygulama da pazarda ürünü benzersiz kılıyor.
Banyo Halısı
Ürün geliştirme sürecinde birçok farklı elyaf türünü deneyen firma, suyu çok kısa sürede emmesi nedeniyle banyo halıları için en uygun malzeme olarak düşünülen pamuk elyafından üretilen paspasların suyla temasıyla birlikte doğal görünümlerini yitirdiğini tespit ederek farklı alternatiflere yöneldi.
Apex Halı Genel Müdürü Yunus Emre Prens, konuya ilişkin çalışmaları hakkında şöyle konuştu: “2002 yılından itibaren devam eden çalışmalarımız esnasında akrilik elyafın da banyo kullanımı açısından çok sağlıklı olmadığını gördük. Bu nedenle tercihimizi polyamid elyaftan yana kullanarak ürün portföyümüzü oluşturduk.” Polyamid elyaf, gerek mukavemeti gerekse bakteri oluşumuna engel olması sebebiyle ıslak zeminler için çok daha uygun bir malzeme olarak kabul ediliyor.
Banyolar gibi ıslak zeminlerde kullanılan halı ve paspasların, olası ev kazalarına engel olabilmeleri ve tüketiciye kullanım konforu sunabilmeleri için mutlaka kaymaz bir tabana sahip olmaları gerekiyor.
Apex Halı yetkilileri ayrıca, banyoda ıslak zeminde kullanılacak halıların, özellikle sudan ve nemden etkilenmemesi gerektiğini, aksi taktirde kısa zamanda deforme olarak işlevselliğini kaybedeceğini belirtiyorlar.
Firma, gerçekleştirdiği tüm Ar-ge çalışmaları neticesinde üretimi yapılan kaymaz tabanlı, polyamid elyafa sahip banyo halılarını ilk kez 2003 yılının ilk yarısında Extra ve Bukle koleksiyonları adı altında tüketicinin beğenisine sundu.
Apex Halı ürün portföyünde yer alan banyo halıları ayrıca, merkezi İngiltere’de bulunan ve uluslararası kredibiliteye sahip İntertek laboratuarlarında, standartlar dahilinde suya dayanıklılık ve yıkanabilirlik testlerine tabi tutuluyor.
Yapılan testler sonucunda, Apex ürünlerinde 40 dereceye kadar herhangi bir deformasyonun meydana gelmediği, İntertek tarafından belgelenmiş durumda. Apex Halı Genel Müdürü Yunus Emre Prens, 2008 yılında banyo halıları dışında, banyo aksesuarlarını da satışa sunacaklarının müjdesini veriyor.
halionline.net
Balkonlarımızın Dekorasyonu
Balkonların masallarda önemli bir yeri vardır. Jülyet Romeo’yu balkonda bekler, Alaattin ve Jasmine uçan halıya balkondan binerler, Rapunzel saçını balkondan uzatır. Balkonların masallarda önemli bir yeri vardır. Jülyet Romeo’yu balkonda bekler, Alaattin ve Jasmine uçan halıya balkondan binerler, Rapunzel saçını balkondan uzatır…Gerçek hayattaki ‘masallarda’ da yeni prensler, prensesler, krallar, kraliçeler balkonlardan selamlarlar halkı. çünkü balkonların hem ulaşılabilir, hem ulaşılamaz, hem dışarıda hem içeride, hem saklı hem ortada, havadaki bir bahçe gibi büyülü bir havası vardır. Bize gelince, Türkiye’deki kadar balkonlu bina hiçbir ülkede yoktur. Peki ya sizin balkonunuzda ne var? İkinci bir buzdolabı, eve sığdıramadığınız eşıalar, erzak dolabı… Bir dahaki yürüyüşünüzde dikkat edin, bu kadar çok balkonu olan, fakat balkonları bir o kadar da ‘hor kullanan’ başka bir ülke var mı? Aslında evin üvey kızı balkonların güzelleştirilmesi ne çok maliyetli, ne de çok zor birşey. Küçük ya da büyük, her balkon kolayca minyatür bir bahçe ya da evinizin bir odası haline gelebilir. Balkonlar, ilk mimari örneklerinde daha dekoratif amaçlarla yapıldıysa da, zamanla işlevlerini de artırmışlar. Yunan ve Roma mimarisinde katlar yükseldikçe ve arklar yaygınlaştıkça, üzerlerinde balkonlar ve yüksek teraslar belirmiş. Balkonların dini mimaride oldukça popüler olması da ‘halktan’ uzakta duran ama aynı zamanda ortada olan bir sahne görevi görmesinden. Kaleler ve askeri binalarda ise gözetleme noktaları olarak kullanılmışlar. çağlar boyunca stil değiştirse de, balkonlar her zaman mimarinin önemli bir parçası olmuş. İtalyanların küçük, çiçek dolu balkonları, Amerikan koloniyel mimarisinin zenginlik göstergesi olarak yapılan uzun ve geniş balkonları, New York’un şehre en yüksekten bakan ‘penthouse’ balkonları, her birinin duvarı farklı renkli olan Türk balkonları, her coğrafyada yeri olan balkonlar… Hepsi de gösteriyor ki, şehrin tam ortasında da olsa, balkonlar evin en güzel kaçış noktasını oluşturuyor. İster yan binalardan saklandığınız bir mekan isterse sadece küçük bir ev bahçesi yaratmayı amaçlayın, balkonlarınız yazın oturmak, kışın ise sadece ‘bakmak’ için bile uğraşılmayı hak ediyor. Günümüz balkonları, yeni tasarımlar yardımıyla bahçeyi eve, evi de dışarı çıkartıyor, Yani balkonlar hem küçük bir bahçe, hem de evin bir odası haline geliyor.
Balkonunuzun vazgeçilmezi, alan ne kadar küçük olursa olsun, çiçeklerdir. çiçek seçerken en çok dikkat etmeniz gereken kural, balkonun ne kadar güneş aldığı. Daha çok yeşil, balkonunuzu daha ‘bahçe’ havasına sokacaktır. Balkonunuz küçükse, çiçekler için duvarlardan yararlanmayı unutmayın. Mudo Concept, Ikea gibi mağazalarda bulabileceğiniz duvar çiçekliklerinin yanısıra tavandan sarkıtılabilecek versiyonlar da iyi bir çözüm. çiçekler için sadece saksılarla kısıtlı kalmayın. İçi çiçekle dolu eski bakır leğenler, el arabaları saksıların yanında balkonunuza ‘hava’ katacaktır. Evinizde eskimiş olan her mobilya, elden geçirilerek balkonda kullanılabilirsiniz. Ama sakın bu mobilyaları balkonunuzun genel ambiansına ‘uydurmadan’ kullanmayın. Aksi halde balkonunuz bir anda depoya döner.
Balkonunuzu tamamlandığında aşağıdakilere gururla el sallamayı unutmayın!
Outdoor Wallpaper, yani dış mekan duvar kağıdı, genç tasarımcı Susan Bradley tarafından tasarlanmış. İngiliz tasarımcı, birkaç sezondur tekrar evlerimizde yerini alan nostaljik unsuru, duvar kağıdını dış mekana taşımış. ürünün değişik tasarımları, boyutları, malzemeleri bulunuyor. aynalı veya satin paslanmaz çelik, alüminyum, her renkte çelik, akrilik ve ahşap versiyonlarının her biri dış mekan şartlarına dayanıklı. Balkonlara, binaların cephelerine ve hatta adında dış mekan olmasına rağmen evlerin duvarlarına farklı bir alternatif sunuyor.
İskemleler
1796 yılında doğan Avusturyalı marangoz ustası Michael Thonet, 19. yüzyılın ilk yarısında geliştirdiği yeni bir teknikle kayın ağacından iskemle yapıp satmaya başladı. Michael Thonet’in kayın ağacını su buharında yumuşatıp bükerek yaptığı iskemleler, önce Avusturya’da daha sonra da tüm dünyada ün kazandı. Thonet ustanın adı marka oldu.
Bir modeli 2 milyon sattı
1860 yılında, Thonet Usta’nın 3 fabrikasında, 4 bin 500 işçi günde 1750 adet iskemle ve 250 adet mobilya yapıyordu. Thonet marka mobilyalar, Güney Amerika’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar geniş bir coğrafyada alıcı buluyordu. örneğin Thonet sandalyelerin en ünlüsü olan 14 numara, 1930 yılına kadar tam 2 milyon adet imal edildi ve tüm dünyaya satıldı.
Mobilya klasiği
Thonet ustanın yarattığı, buharda bükülmüş kayın ağacından, çivisiz olarak yapılan iskemle ve mobilyalar günümüzde de ilgi çekmeye devam ediyor. Thonet mobilya modası, 150 yıldır sürüyor. Thonet mobilya, günümüzde mobilya klasiği olarak kabul ediliyor. Başta iskemle olmak üzere Thonet mobilyalar eskidikçe değerleniyor, antika oluyor. Thonet iskemle ve mobilyalar bugün Aksaray Horhor Antikacılar çarşısı’nda en çok aranan mobilyaların başında geliyor.
Kağıthane’de Thonet fabrikası
Thonet Usta’nın 19. yüzyılda aldığı patentlerin süresi bittiği için şimdi bu mobilyaları günümüzde başka firmalar da imal edebiliyor. Ancak hangi ülkede hangi firma yaparsa yapsın bu mobilyalar Thonet olarak tanınıyor.
Türkiye’de de bugün Thonet mobilya yapan bir firma var. Marangoz Mehmet Ali Balaban’nın temellerini attığı Albanis firması 36-37 yıldır İstanbul Kağıthane’de Thonet mobilya yapıyor. Mehmet Ali Balaban ustanın oğlu Kaan Balaban yönetimindeki firma, çağlayan Kağıthane Caddesi’ndeki mağazasında perakende satış yapıyor.
Kaan Balaban 55 kişinin çalıştığı fabrikada, buharda bükülen kayın ağacından imal edilen Thonetleri, yurt çapına dağılmış 27 bayi aracılığıyla sattığını söylüyor. Yerli Thonetlerin en önemli müşterileri turistik oteller, pastaneler ve lüks cafeler.
Antikacıda 250 YTL
Tamir edilip cilalanmış eski Tonet iskemleler, antikacı dükkalarında 100-150 hatta 250 YTL’den alıcı buluyor. Albanis’in çağlayan’daki mağazasında ise yeni Thonetlerin fiyatı ise 75-200 YTL