Rainbow Plus Sistemi

Vitrifiye - Yorum yok » - Eklenme Tarihi: Şubat, 26 at 6:35 pm

Dünya seramik sektöründe tek çatı altında en büyük üretici olan Çanakkale Seramik&Kalebodur, zengin renk seçeneği ve farklı ebat-yüzey yapısı ile yeni modüler karo sistem serisi Rainbow Plus’ı pazara sundu.

Rainbow Plus serisi ürünlerinde, binlerce renk çeşidi ve uyumlu renk geçişleriyle yaratılan ahenk, nitelikli projelere anlam katacak özellikler taşıyor.

Renk ve boyut seçeneği ile benzersiz
Çanakkale Seramik&Kalebodur’un yeni karo seramik serisi Rainbow Plus sisteminde, 70’in üzerinde renk seçeneği bulunuyor. Boyut seçenekleri açısından da zengin olan seride, bütün boyutlar aynı zamanda modüler özellik taşıyor.

Bu sayede ürün serisi, kullanıcısına farklı renkler arasında geçiş ve kombinasyon yapabilme imkânı veriyor. 2,5×2,5 cm’den 30×30cm’e kadar farklı boyutlarda, yüksek kalitede ve esnekliğe sahip olarak üretilen modüler sistem serisi en etkili çözümleri arayan profesyonellere, aradıkları mimari alternatifleri sunuyor.

Rainbow Plus, dış duvar kaplamasından yüzme havuzları için kaydırmaz ürünlere kadar, özel teknik ya da mimari gereksinimleri çok güvenli biçimde gerçekleştiriyor. Ürün serisiyle beraber tasarlanan köşeler ve kenarlardan oluşan tamamlayıcı ürünler, tasarımlarıyla mekânın doğasına kusursuz uyumunu sağlıyor.

Antibakteriyel ve kolay temizlenebilir
Rainbow Plus sisteminin sağladığı diğer bir özellik de anti-bakteriyel ve kolay temizlenebilir olması. Opsiyonel olarak sunulan bu özelliklerden biri olan kolay temizlenme özelliği/easy clean, seramik yüzeyinde kullanılan suyun yüzeyden daha hızlı akmasını sağlıyor.

Bu özellik, ürünün dayanıklılığını artırırken yüzeylerin bakımını da kolaylaştırıyor. Anti-bakteriyel özellik, sağlığın çok daha önem kazandığı mekanlarda yüksek hijyen seviyesini koruyor.

Anti-bakteriyel yüzeyli seramikler, bakteri oluşumunu yüzde 99 azaltan sırla kaplanıyor. Rainbow ürün serisinde opsiyonel olarak sunulan sır kaplama özelliği sayesinde seramik karo yüzeyi 24 saat süresince bakterileri barındırmıyor.

Serinin, mat, parlak ve kaydırmaz/anti-slip yüzey seçenekleri bulunuyor. Farklı boyut seçenekleri, seramiklerin hem duvarda hem de zeminde kolayca döşenmesini sağlıyor.

Seramikler porselen bazlı olduğu için de dış mekânların kaplamasına son derece uygun. Su emme derecesi %0,5’in altında olması nedeniyle de Kaleseramik’in bu yeni ürün serisi dona karşı dayanıklı.

Seride tüm ebatlar 6 mm kalınlığında ve sadece 30×30 ebadı 7.8 mm olarak üretiliyor. Bütün mozaik ürünler, 30×30cm’lik arkadan uygulanmış plastik file taşıyor. Bu özelliği de yeni serinin dış mekân kullanımında verimlilik, uygulamada ise kolaylık getiriyor.

Binlerce renk seçeneği yaratabilirsiniz
Dekorasyonda renk kullanımı, gelişen ve değişen modern hayat ile birlikte her geçen gün yenileniyor. Çanakkale Seramik&Kalebodur da bu yenilenme sürecinde tüketici memnuniyetini artırmak amacıyla renk skalasını genişletiyor.

Rainbow Plus sistem serisinde renklerin, evrensel bir renk sistemi olan RAL karşılıkları bulunuyor. RAL Sistemi; tekstil, mimarlık ve dekorasyon alanlarında, renkleri seçmek, belirlemek, denetlemek ve ifade etmek için kullanılan küresel bir sistem ve dekorasyonda tasarımcıya farklı malzeme renkleriyle bir dil birliği oluşturma imkanı veriyor.

Bu sistemle aynı renkler farklı boyutlarda kullanılabiliyor ya da farklı renkler ile etkili kombinasyonlar yaratılabiliyor. Sistemde her renk, 3 sayısal grup tarafından temsil ediliyor. H grubu, ton ya da renk ailesini, L grubu açıklık derecesini, C grubu ise, rengin koyuluğunu ya da yoğunluğunu belirtiyor.

Rainbow Plus karo seramik ürün serisinde ayrıca renk uyum grupları oluşturulabiliyor. Bu uygulama sayesinde, etkili renk geçişleriyle mekanlar, aynı renk ailesinden ton-sur-ton olarak kullanılabileceği gibi, farklı kontrast renklerle uyumlu şekilde kullanılabiliyor. Mekanların döşenmesinde renk kombinasyonlarının yaratılması için büyük kolaylık sağlayan bu uygulama da pazarda ürünü benzersiz kılıyor.

Banyo Halısı

Zemin, Banyo - Yorum yok » - Eklenme Tarihi: Şubat, 14 at 5:32 pm

Ürün geliştirme sürecinde birçok farklı elyaf türünü deneyen firma, suyu çok kısa sürede emmesi nedeniyle banyo halıları için en uygun malzeme olarak düşünülen pamuk elyafından üretilen paspasların suyla temasıyla birlikte doğal görünümlerini yitirdiğini tespit ederek farklı alternatiflere yöneldi.

Apex Halı Genel Müdürü Yunus Emre Prens, konuya ilişkin çalışmaları hakkında şöyle konuştu: “2002 yılından itibaren devam eden çalışmalarımız esnasında akrilik elyafın da banyo kullanımı açısından çok sağlıklı olmadığını gördük. Bu nedenle tercihimizi polyamid elyaftan yana kullanarak ürün portföyümüzü oluşturduk.” Polyamid elyaf, gerek mukavemeti gerekse bakteri oluşumuna engel olması sebebiyle ıslak zeminler için çok daha uygun bir malzeme olarak kabul ediliyor.

Banyolar gibi ıslak zeminlerde kullanılan halı ve paspasların, olası ev kazalarına engel olabilmeleri ve tüketiciye kullanım konforu sunabilmeleri için mutlaka kaymaz bir tabana sahip olmaları gerekiyor.

Apex Halı yetkilileri ayrıca, banyoda ıslak zeminde kullanılacak halıların, özellikle sudan ve nemden etkilenmemesi gerektiğini, aksi taktirde kısa zamanda deforme olarak işlevselliğini kaybedeceğini belirtiyorlar.

Firma, gerçekleştirdiği tüm Ar-ge çalışmaları neticesinde üretimi yapılan kaymaz tabanlı, polyamid elyafa sahip banyo halılarını ilk kez 2003 yılının ilk yarısında Extra ve Bukle koleksiyonları adı altında tüketicinin beğenisine sundu.

Apex Halı ürün portföyünde yer alan banyo halıları ayrıca, merkezi İngiltere’de bulunan ve uluslararası kredibiliteye sahip İntertek laboratuarlarında, standartlar dahilinde suya dayanıklılık ve yıkanabilirlik testlerine tabi tutuluyor.

Yapılan testler sonucunda, Apex ürünlerinde 40 dereceye kadar herhangi bir deformasyonun meydana gelmediği, İntertek tarafından belgelenmiş durumda. Apex Halı Genel Müdürü Yunus Emre Prens, 2008 yılında banyo halıları dışında, banyo aksesuarlarını da satışa sunacaklarının müjdesini veriyor.

halionline.net

Balkonlarımızın Dekorasyonu

Mobilya, Dekorasyon - 1 Yorum » - Eklenme Tarihi: Şubat, 1 at 10:42 pm

Balkonların masallarda önemli bir yeri vardır. Jülyet Romeo’yu balkonda bekler, Alaattin ve Jasmine uçan halıya balkondan binerler, Rapunzel saçını balkondan uzatır. Balkonların masallarda önemli bir yeri vardır. Jülyet Romeo’yu balkonda bekler, Alaattin ve Jasmine uçan halıya balkondan binerler, Rapunzel saçını balkondan uzatır…Gerçek hayattaki ‘masallarda’ da yeni prensler, prensesler, krallar, kraliçeler balkonlardan selamlarlar halkı. çünkü balkonların hem ulaşılabilir, hem ulaşılamaz, hem dışarıda hem içeride, hem saklı hem ortada, havadaki bir bahçe gibi büyülü bir havası vardır. Bize gelince, Türkiye’deki kadar balkonlu bina hiçbir ülkede yoktur. Peki ya sizin balkonunuzda ne var? İkinci bir buzdolabı, eve sığdıramadığınız eşıalar, erzak dolabı… Bir dahaki yürüyüşünüzde dikkat edin, bu kadar çok balkonu olan, fakat balkonları bir o kadar da ‘hor kullanan’ başka bir ülke var mı? Aslında evin üvey kızı balkonların güzelleştirilmesi ne çok maliyetli, ne de çok zor birşey. Küçük ya da büyük, her balkon kolayca minyatür bir bahçe ya da evinizin bir odası haline gelebilir. Balkonlar, ilk mimari örneklerinde daha dekoratif amaçlarla yapıldıysa da, zamanla işlevlerini de artırmışlar. Yunan ve Roma mimarisinde katlar yükseldikçe ve arklar yaygınlaştıkça, üzerlerinde balkonlar ve yüksek teraslar belirmiş. Balkonların dini mimaride oldukça popüler olması da ‘halktan’ uzakta duran ama aynı zamanda ortada olan bir sahne görevi görmesinden. Kaleler ve askeri binalarda ise gözetleme noktaları olarak kullanılmışlar. çağlar boyunca stil değiştirse de, balkonlar her zaman mimarinin önemli bir parçası olmuş. İtalyanların küçük, çiçek dolu balkonları, Amerikan koloniyel mimarisinin zenginlik göstergesi olarak yapılan uzun ve geniş balkonları, New York’un şehre en yüksekten bakan ‘penthouse’ balkonları, her birinin duvarı farklı renkli olan Türk balkonları, her coğrafyada yeri olan balkonlar… Hepsi de gösteriyor ki, şehrin tam ortasında da olsa, balkonlar evin en güzel kaçış noktasını oluşturuyor. İster yan binalardan saklandığınız bir mekan isterse sadece küçük bir ev bahçesi yaratmayı amaçlayın, balkonlarınız yazın oturmak, kışın ise sadece ‘bakmak’ için bile uğraşılmayı hak ediyor. Günümüz balkonları, yeni tasarımlar yardımıyla bahçeyi eve, evi de dışarı çıkartıyor, Yani balkonlar hem küçük bir bahçe, hem de evin bir odası haline geliyor.
Balkonunuzun vazgeçilmezi, alan ne kadar küçük olursa olsun, çiçeklerdir. çiçek seçerken en çok dikkat etmeniz gereken kural, balkonun ne kadar güneş aldığı. Daha çok yeşil, balkonunuzu daha ‘bahçe’ havasına sokacaktır. Balkonunuz küçükse, çiçekler için duvarlardan yararlanmayı unutmayın. Mudo Concept, Ikea gibi mağazalarda bulabileceğiniz duvar çiçekliklerinin yanısıra tavandan sarkıtılabilecek versiyonlar da iyi bir çözüm. çiçekler için sadece saksılarla kısıtlı kalmayın. İçi çiçekle dolu eski bakır leğenler, el arabaları saksıların yanında balkonunuza ‘hava’ katacaktır. Evinizde eskimiş olan her mobilya, elden geçirilerek balkonda kullanılabilirsiniz. Ama sakın bu mobilyaları balkonunuzun genel ambiansına ‘uydurmadan’ kullanmayın. Aksi halde balkonunuz bir anda depoya döner.
Balkonunuzu tamamlandığında aşağıdakilere gururla el sallamayı unutmayın!
Outdoor Wallpaper, yani dış mekan duvar kağıdı, genç tasarımcı Susan Bradley tarafından tasarlanmış. İngiliz tasarımcı, birkaç sezondur tekrar evlerimizde yerini alan nostaljik unsuru, duvar kağıdını dış mekana taşımış. ürünün değişik tasarımları, boyutları, malzemeleri bulunuyor. aynalı veya satin paslanmaz çelik, alüminyum, her renkte çelik, akrilik ve ahşap versiyonlarının her biri dış mekan şartlarına dayanıklı. Balkonlara, binaların cephelerine ve hatta adında dış mekan olmasına rağmen evlerin duvarlarına farklı bir alternatif sunuyor.

İskemleler

Mobilya - Yorum yok » - Eklenme Tarihi: Şubat, 1 at 10:40 pm

1796 yılında doğan Avusturyalı marangoz ustası Michael Thonet, 19. yüzyılın ilk yarısında geliştirdiği yeni bir teknikle kayın ağacından iskemle yapıp satmaya başladı. Michael Thonet’in kayın ağacını su buharında yumuşatıp bükerek yaptığı iskemleler, önce Avusturya’da daha sonra da tüm dünyada ün kazandı. Thonet ustanın adı marka oldu.

Bir modeli 2 milyon sattı
1860 yılında, Thonet Usta’nın 3 fabrikasında, 4 bin 500 işçi günde 1750 adet iskemle ve 250 adet mobilya yapıyordu. Thonet marka mobilyalar, Güney Amerika’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar geniş bir coğrafyada alıcı buluyordu. örneğin Thonet sandalyelerin en ünlüsü olan 14 numara, 1930 yılına kadar tam 2 milyon adet imal edildi ve tüm dünyaya satıldı.

Mobilya klasiği
Thonet ustanın yarattığı, buharda bükülmüş kayın ağacından, çivisiz olarak yapılan iskemle ve mobilyalar günümüzde de ilgi çekmeye devam ediyor. Thonet mobilya modası, 150 yıldır sürüyor. Thonet mobilya, günümüzde mobilya klasiği olarak kabul ediliyor. Başta iskemle olmak üzere Thonet mobilyalar eskidikçe değerleniyor, antika oluyor. Thonet iskemle ve mobilyalar bugün Aksaray Horhor Antikacılar çarşısı’nda en çok aranan mobilyaların başında geliyor.

Kağıthane’de Thonet fabrikası
Thonet Usta’nın 19. yüzyılda aldığı patentlerin süresi bittiği için şimdi bu mobilyaları günümüzde başka firmalar da imal edebiliyor. Ancak hangi ülkede hangi firma yaparsa yapsın bu mobilyalar Thonet olarak tanınıyor.

Türkiye’de de bugün Thonet mobilya yapan bir firma var. Marangoz Mehmet Ali Balaban’nın temellerini attığı Albanis firması 36-37 yıldır İstanbul Kağıthane’de Thonet mobilya yapıyor. Mehmet Ali Balaban ustanın oğlu Kaan Balaban yönetimindeki firma, çağlayan Kağıthane Caddesi’ndeki mağazasında perakende satış yapıyor.

Kaan Balaban 55 kişinin çalıştığı fabrikada, buharda bükülen kayın ağacından imal edilen Thonetleri, yurt çapına dağılmış 27 bayi aracılığıyla sattığını söylüyor. Yerli Thonetlerin en önemli müşterileri turistik oteller, pastaneler ve lüks cafeler.

Antikacıda 250 YTL
Tamir edilip cilalanmış eski Tonet iskemleler, antikacı dükkalarında 100-150 hatta 250 YTL’den alıcı buluyor. Albanis’in çağlayan’daki mağazasında ise yeni Thonetlerin fiyatı ise 75-200 YTL

Oxygen Ofis Dizaynı

Mobilya - Yorum yok » - Eklenme Tarihi: Şubat, 1 at 10:39 pm

Oxygen, minimal ve modern çizgisi, kullanım ihtiyacına göre farklı kombinasıonlara girebilme özelliği ve renk bütünlüğüyle, günümüz ofislerinin ihtiyaçları düşünülerek tasarlanmış özel bir seri. İrfan Pulcu bu seriyle ilgili olarak şu görüşleri dile getirdi: “Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren ilk nefesle birlikte oksijen almaya başlar, oksijen alarak yaşama gözlerimizi açarak hayata devam ederiz. Hayatın dört ana unsuru; hava, su, toprak ve ateştir. Bunlar yaşamın vazgeçilemez ve eksikliği kabul edilemez temel yaşam unsurlarıdır. Tasarımını yaptığım bu özel seriye kullanım işlevselliğiyle, ofislerde her odada, her fonksiyonda kullanılabileceği ve tasarım felsefesinde de böyle bir nokta bulunduğundan Oxygen ismini verdim. Nasıl ki bir ebeveİn çocuğuna, onu yansıtacak en doğru ismi vermeye çalışırsa, biz tasarımcılar da tasarımlarımıza, ruhuyla, işleviyle, her haliyle taşıyacak ve anlatacak ismi vermeye çalışırız.

Tasarım işlevselliği açısından bu seri, ofislerin makam odalarında, müdür ve personel bölümlerinde, toplantı oda ve salonlarında kullanılabilecek modüllere ve masa şekillerine girebilmektedir. Kısacası bir ofis katının tüm ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir. Nasıl ki oksijen her odaya girerek bizlere yaşam vermeye devam ediyorsa, Oxygen serisi de ofislerde her bölüme girerek tüm ihtiyaçları karşılayarak, yaşam ve enerji verecektir. Tasarımının
temelinde bu ruh vardır. Oxygen serisini tasarlarken bu ruhu fazlasıyla verdiğime inanıyorum.

Oxygen serisi ile 2007 de ofis mobilyaları tasarımında ve kullanımda yeni bir süreç başlatacağını ifade eden Pulcu sözlerine şöyle devam etti: “Oxygen’in katalog çekimlerinde bile çok özel bir çalışma yaptık. Bol oksijenli Belgrad ormanlarında çekimlerimizi gerçekleştirdik. Oxygen serisi minimal çizgisiyle, ofislere ve işıerlerine güzel enerji vermesi için seçtiğimiz özel renk kombinasıonuyla günümüz stresli ve yoğun iş hayatımızda, ofislerimize ve bizlere bol bol oksijen ve güzel enerji verecek.”