Viyana Mimarisi

Yapı Ocak 23rd, 2008

19. yüzyılın hazır bulduğu Viyana böyle biçimlenmişti. 1840’da 357.000 olan toplam nüfusun ancak 41.000’i iç surun dışındaki mahallelerde yaşıyordu. (Banik-Schweitzer, 1995,s.127) 19. yüzyılın 2. yarısında Viyana’nın modernleşmiş coğrafyanın büyük-kentleriyle birlikte paylaştığı kader yalnızca 50 yıl içinde nüfusunu 4 katına katlamak olmadı. ?ehir bir yandan da hızla genleşiyordu. 20. yüzyıl başında Viyana’da yaşayan 1.400.000 kişinin büyük çoğunluğu, bu arada Ringstrasse’ye dönüşmüş olan iç surun dışında büyük bir hızla yoğunlaşmakta olan mahallelerde yaşamaya başlamıştı. Nüfus artışıyla birlikte iki önemli yapısal dönüşüm daha geçiriyordu Viyana: bir yandan yeni bürokrasisi ve aygıtlarıyla birlikte modernleşen devletin, öte yandan da hızla gelişen sanayi kapitalizminin ticaret ve finans etkinliklerinin (Londra, Paris ve New York ile kıyaslandığında önemsiz, ancak bir doğu başkentini dönüştürecek kadar da önemli) odağı haline geliyordu.

Franz Joseph’in Viyanası: Ringstraße vs.
19. yüzyıl Viyanası’na damgasını vuracak olan imparator Franz Joseph”in etkinlikleri, bir yandan yeni nüfusun (1 milyon kişi) iskânına ve artan hareketliliğine olanak tanıyacak, diğer yandan da şehrin modern devletin ve yeni kapitalizmin mekânsal taleplerine uygun biçimde yeniden kurulmasını sağlayacak yeni düzenlemeleri yapmak olarak özetlenebilir.

Joseph’in girişimlerinin düğüm noktasını, 4,4 km uzunluğunda geniş bir bant olan Ringstraße operasyonu oluşturuyordu. 1857 yılında açılan uluslararası yarışmayla başlayıp 1880’lerin sonuna kadar, 30 yıl boyunca aralıksız sürecek olan operasyon sonucunda Ringstraße’nin kendisi başlıbaşına yeni bir zona dönüşmekle kalmıyor, eski şehrin finans ve ticaret merkezine, surun dışındaki gevşek iskân bölgelerinin de yoğunlaşarak apartman semtlerine dönüşmesine olanak tanıyordu. Ringstraße her şeyden önce “piyasaya”, görmeye ve göstermeye, temaşaya olanak tanıyan geniş bir 19. yüzyıl bulvarıydı. Baroktan devralınmış alışkanlıklarla düzenlenmiş geniş boşluklarla ve bu boşlukların içine odak olacak biçimde yerleştirilmiş opera, tiyatro, doğa ve sanat tarihi müzeleri, parlamento, üniversite, belediye, akademi, bakanlıklar vb. binalarla kuşatılmış olarak kurgulanmıştı. Ring, yalnızca geniş bir bulvar ve iki yanındaki boşluklarla onların üzerindeki devasa kamu binalarından da oluşmuyordu: hem eski şehre, hem de surun dışındaki iskân bölgesine doğru yayılarak karakterini her iki yana doğru da genişletmiş oluyordu.

Dolayısıyla Ring’in kesiti geniş bir bulvar, iki yanında boşluklar içinde yüzen görkemli kamu yapıları, ve onların da arkasında bu kamu yapılarının ölçeğini biraz daha sıkışarak ve birbirleriyle bitişerek devralan 2. bir büro yapıları kuşağından oluşuyordu. Ortaçağ şehriyle sur dışı iskân bölgesinin arasına, sonuna kadar tasarlanmış ve 30 yıl içinde tamamlanmış görkemli bir 19. yüzyıl ölçeği yerleştirilmişti. (1)

Ring aynı zamanda da bir üsluplar resmigeçidiydi: 19. yüzyılın kendine özgü “işlevselciliği” ile (2) , binaların üslupları işlevlerine göre belirleniyordu: Parlamentoya klasik, belediyeye gotik, üniversiteye rönesans, tiyatroya rokoko üslupları uygun görülmüştü. Avrupa tarihinin ilk görkemli eklektik binalarından olan Karlskirche de Ring dizisinin içinde konumlanıyordu. (Petz, 1998) Günkut Akın’ın bu sayıdaki yazısında konu edilen dekor deposu için seçilen yer, tam da bekleneceği gibi, etli Ring bandının görünürlük sınırlarının dışında konumlanıyordu. İlginç olan deponun, Ring üzerindeki bina programlarının parçası olan üslup yüklerinden arınmışlığı nedeniyle usta mimar Semper’in becerisine daha geniş bir alan açabilmesi ve yine tam da bu nedenle dikkatimize diğerlerinden daha fazla takılması. Günkut Akın’ın modernin çeşitli veçhelerini sergileyen onca bina arasından yorumlamak için onu seçmiş, öncelikle depodan esinlenmiş olması pek de raslantı olmasa gerek.

Ringstrasse operasyonu, sur-içinin de hızla dönüşmesine ve ticaret ile finans merkezi olarak işlev kazanmasına yol açıyordu. Ortaçağdan kalan binaların yarıya yakını yıkılarak, yerlerini yeni ofis ve ticaret binalarına bırakmışlardı. (bkz. Harita 1) İlginç olan, bazı noktasal müdahaleler dışında (örneğin Kärntnerstraße’nin genişletilmesi), eski şehrin morfolojik karakterini korumuş olmasıdır. Ring’in içi bugün hâla ortaçağın meydan-sokak-ada izlerini büyük ölçüde korumakta, ortaçağ morfolojisi, yüzyıl dönümündeki 30-40 yıl içinde üretilen yaklaşık yüzde 50 oranında modern binayla donatılmış olarak varlığını sürdürmektedir.(Banik-Schweitzer, 1995)

Joseph için daha zor olan Ring ile Gürtel arasındaki iskân bölgesine çeki-düzen vermek olmuştur. İmar planı enstrümanı üzerinde 1839’dan itibaren çalışılmaya başlanmış, ancak 1866’da son biçimi verilen Generalbaulinienplan’ı (Genel Yapı Hizaları Planı) çeşitli teşvik ve zorlamalarla ancak parça parça uygulamak olanaklı olmuştur. Bunun da nedeni 19. yüzyıl öncesinden kalan ve doğası gereği adım adım değişmek durumunda olan küçük parseller üzerindeki yapılaşma örüntüsüdür (Banik-Schweitzer, 1985). Viyana’ya bir bütün olarak uygulamaya konan ilk genel plan 1893’deki Bauzonenplan (Yapı Zonu Planı) olmuştur. Bu plan, bütünsel bir imar planı olmaktan ziyade, şehri yoğunluklara ve yapılaşma biçimlerine göre birbirinden ayırma ve iskan bölgesiyle endüstri bölgesini ayrıştırma işlevini üstleniyordu. Plana göre (zaten büyük ölçüde yapılaşmasını tamamlamış olan) Gürtel’e kadar olan bölgede 6 kata kadar imar izni veriliyor, Gürtel’in batı yakasında 4 kata kadar inşaat yapılabiliyor, bu kuşağın da dışında kalan tarım alanında ise düşük yoğunluklu ayrık nizam yapılaşma olanaklı oluyordu. (bkz. Harita 2) Gürtel’in güneyiyse endüstri bölgesine ayrılmıştı. Plan var olan durumu meşrulaştırırken, yakın geleceği de regüle ederek denetlemeyi hedefliyordu…

Franz Joseph’in bir başka hamlesi de altyapı projeleriydi: Bir yandan ortaçağ boyunca şehri taşma tehdidiyle yüzyüze bırakmış Tuna nehrinin kanal operasyonlarıyla ıslahı ve suyun şehre teğet hale getirilmesi, öte yandan da demiryollarının şehrin yeni gelişme alanlarıyla ilişkilendirilmesi ve Gürtel ile kesiştiği noktalarda kafa-istasyonlarıyla noktalanması (3) bu projelerin en en kapsamlılarıydı.

Sorunsuz, çelişkisiz, sürtünmesiz bir öyküye benziyor ilk bakışta: Monarşinin başı tarafından bizzat yönetilen başarı dolu bir modernleşme öyküsü gibi. Ancak, tarihi tarih yapanın dirençler, sürtünmeler, çelişkiler, eşzamansızlıklar, boşluklar olduğunu bilenler için şüphe çekici olmalı monarşinin başı tarafından bizzat yönetilen bu süreç: Fazla sorunsuz, çelişkisiz, sürtünme kuvvetlerinden fazlasıyla âzade duruyor modernin işlevsel ve temsili gerekleri ile uyumlu Ringstrasse’nin inşası, suriçinin dönüşümü, iki sur arası bölgenin imarını regüle edecek planlama enstrümanlarının harekete geçmesi ve altyapı projelerinden oluşan modernleşme paketi. Bu operasyonların tozu-dumanıyla görkeminin ardına gizlenmiş, biri dönemin öteki Avrupa başkentleriyle paylaştığı, diğeri kendine has olan ve 19. yüzyılın yeni sınıflarını ilgilendiren iki sosyal problem alanı vardı Viyana’nın: Biri proletaryanın maddi yaşam koşullarındaki sıkıntılar, diğeri de burjuvazinin ilişkinlik (aidiyet) sorunları.

Leave a Reply